o adam
“Gitar kımıldadı mı zaman deliniyor” demiş şair…
Benimkisi de böylesi bir kayboluş galiba.
Toprağında gökdelenler bitmiş şehrin tam ortasında karşılaşmıştım onunla.
İki yakanın tam ortasında kapatmaya çalıştığım yakalarımla beni dışarıdaki mevsimin ne olduğunu unutturmuştu o sıcacık şarkıların yankılandığı mekânda. Yosun kokan yollarında sanki yürür gibi soluğumun her daralışında, her gün geçtiğim yollarda kaybolduğumda ve güzel bir dost muhabbeti aradığımda buldum kendimi onda. Dost canlısı bir adamın şarkılarla dolu sırdaşlığından tadıp muhabbeti zamana sığdıramadığımda, hüznün bahçesinde eskilere volta atıp ufuklarda anarken, gurbet kökenli şarkılarda hiç gelmeyeceklere ağlarken bir anda el ele kol kola halay çektiğimi de gördüm onda…
Ve bazen adı isyansa şarkıların, haykırmaksa hayata gülen kardeş gözlerde birlik olmayı gördüm onda…Bitmeyen kadehlerin kahkahalarla dolu sarhoşluğunda artık gitme vakti geldiğini ve hiçbir zaman bu güzel rüyadan uyanamadığımı gördüm onda…Nasıl başladığımı unutsam bile gecenin bitişinde hep aynı şarkı yankılanır kulaklarımızda; gidiyorum…
Eski köprüde bir adam var…
Umudu her zaman gökler kadar aydın, ekmeğini bölüp paylaşan, şarkılarını yıkarak dökerek haykıran bir adam…
Derdini içine atıp ıssızlığına gömen büyük adam…
Puslu yalnızlık dolu o sesi nerede duysam tanırım…
O’dur…
Gelmiştir…
manasıyok 06.09.2009


