« Önceki |

6/9/2009

o adam

“Gitar kımıldadı mı zaman deliniyor” demiş şair…

Benimkisi de böylesi bir kayboluş galiba.

 Toprağında gökdelenler bitmiş şehrin tam ortasında karşılaşmıştım onunla.

İki yakanın tam ortasında kapatmaya çalıştığım yakalarımla beni dışarıdaki mevsimin ne olduğunu unutturmuştu o sıcacık şarkıların yankılandığı mekânda. Yosun kokan yollarında sanki yürür gibi soluğumun her daralışında, her gün geçtiğim yollarda kaybolduğumda ve güzel bir dost muhabbeti aradığımda buldum kendimi onda. Dost canlısı bir adamın şarkılarla dolu sırdaşlığından tadıp muhabbeti zamana sığdıramadığımda, hüznün bahçesinde eskilere volta atıp ufuklarda anarken, gurbet kökenli şarkılarda hiç gelmeyeceklere ağlarken bir anda el ele kol kola halay çektiğimi de gördüm onda…

Ve bazen adı isyansa şarkıların, haykırmaksa hayata gülen kardeş gözlerde birlik olmayı gördüm onda…Bitmeyen kadehlerin kahkahalarla dolu sarhoşluğunda artık gitme vakti geldiğini ve hiçbir zaman bu güzel rüyadan uyanamadığımı gördüm onda…Nasıl başladığımı unutsam bile gecenin bitişinde hep aynı şarkı yankılanır kulaklarımızda; gidiyorum…

Eski köprüde bir adam var…

Umudu her zaman gökler kadar aydın, ekmeğini bölüp paylaşan, şarkılarını yıkarak dökerek haykıran bir adam…

Derdini içine atıp ıssızlığına gömen büyük adam…

Puslu yalnızlık dolu o sesi nerede duysam tanırım…

O’dur…

Gelmiştir…

manasıyok 06.09.2009

 

 

 

 

 

 

2/8/2009

toplandık... ansızın....




Hiç beklemediğim anda bir şey oldu...
Bir hediye düştü elime
Beni anlatıyordu...
Sağımı solumu toplamış elimdeydi...
toplandık...ansızın...
02.08.2009

15/7/2009

koleksiyon


Kulağıma düşen ince sesler,

Bir gülüp, bir ağlamalar…

Eşsiz manzaralarda gözüme takılan benzersiz çiçekler

Çaya katılan limonun ekşisi

Gülmeyi öğreten gözler,

Hepsi seni anlatıyor...

Bir an kaybolsan gölgemden

Kağıda kaleme sarılıyorum

Bir an olmasan, duruyorum.

Korkusuzca yaşarken kurgusuz hayatımı

Sana dair korkular biriktiriyorum

Adımı canımı sana adadım

Alsan susarım...

Oyunlarına kat yine beni,

Ben hep sana kaybeden olayım...

 

05/07/2009

12/3/2009

mavi düşler

Seni ilk gördüğüm cafenin deniz manzaralı boşluğuna bakarken

Sen yoksan nefes bir soluksa almayayım

Sen yoksan gülmek denilen tebessümden ibaretse kalsın

Aşk sensiz ayrılık şarkıları çalmaksa kalsın, tatmayayım

Sen yoksan yaşamak yürürken kaybolmaksa bırak kaybolayım

Kırgın dalgın ve yıkık bir kalansa bu toplamdan

Anlamı da varsa geceleri tüten son sigaranın

Sönsün tenimde

Kalbime batan acıların kadar yakmaz

İzi kalır bir külün çevresinde

Çocuksu bir gülümsemeyle çocuklar gibiyken sen

Susma, bak deniz hala mavi

Rüzgâr esiyor yanağına desem kendime

İnanmam mevsimlere ardı ardına geçerken

İklimler de tenimde tanımsız kalır

Senden sonra aldığım nefes açmaz gözümü

Hayat vermez tenime soğuk sular

Uzaklar hiç bu kadar uzak olmamıştı önceleri

Koşup gelip kavuşmak varken ayrıldığımızı unutur zaman

Ve ben zamanı sana tutarım

Saatlerce günlerce gel diye

Mevsimlerin rengini bilmeden

Düşlerin mavisine girmeden…

01.03.2009 manasıyok

(zeytinime)

 

 

 

 

 

 

22/2/2009

adı vedaysa

Dilimde hiç elveda yokken öğrendim senden

Oysa bir hoşçakal yeterdi bize

Adı vedaysa birisi gitmeliyse bu şehirden o ben olmalıydım

Tozu dumana katarak dilimi ısırıp susarak gitmeliydim

Peki ya sana geleyim diyemiydi bu köprüler

Ya bu yollar çabuk döneyim diyemiydi

Üzerimde incecik siyah gömleğimle seni bulacakmış gibi koştururken kayboldum

Bilirsin üşürüm

Söyle Beyoğlu sen üşüyor musun?

Kar da yağmasın artık Beyoğlu’na

Bizi sordum dili varmadı anlatmaya

Sağlığa mutluluğa kalkan kadehlerin gölgesinde

Muğlâk bir gecede ölçmüştük birbirimizi

Yedi boğan dağlarından geçer gibi

Metrelerce kasvetli tenimize santimler biçer gibi

Sessiz serseri kurşunlarda yoktu oysa

Oysa bizim için oyundu aşk

Yaşamadık...

Biz oyunu başlamadan bitirmeyi sevdik

Biz zamansız yağan yağmurlarda ıslanmayı

Yaz güneşinde moda sahilini arşınlamanın hayalini,

Kahvaltılar yapamadan kışın ortasında susmayı sevdik

Biz şehrin tam ortasında son bakışın arefesinde sarılarak gitmeyi sevdik

Biz seninle ellerimiz hala sıcakken bırakmayı sevdik

Artık kargılarla dolu kaybedişime çentikler atarken

Sana kal diyemem ki

01.12.2008 (zeytinime)

manasıyok      

3/1/2009

hayalimden yitene, sadece hayalken terk edene

Zamanın birinde bakışlarının ufkunda siluetim canlanırsa beni bul
İzlediğin her filmde başrole beni koyuyorsan
Numaramın ilk iki rakamını tuşlayıp son iki rakamını unutuyorsan
Mektuba başlayıp sonunu getiremiyorsan
Dilinde takılmış kelimelere eş bulamıyorsan beni bul
Çok zaman geçti bilirim gideli
Kim bilir kaç defa gün doğdu dünyamıza
Kaç kez ıslandı gözlerimiz güneşin alnında
Sen hiç ay ışığına sarılıp uyudun mu
Sen balkon nedir bilirmisin
Ayazın ortasında yaktığım son sigara derken balkonda sızmalarımı bilirmisin
Ya saksılara söndürülmüş hayatımı
Parmaklarımın ucunu bilirmisin
Tenine dokunmadıkça senden sonra hissetmediğim parmaklarımı
Sen oda bilirmisin
Yokluğunda dört duvarın dört nala üzerime gelişini
Sen ateşler içinde yanarken üşüdüğümü bilirmisin
Sen istanbul bilirmisin
Bir zamanlar sokaklarını doldurduğumuz
Gülen gözlerle el ele gezerken kaybolduğumuz istanbulu bilirmisin
Zamanın birinde kara kaplı defterine saklanmış siyah beyaz fotoğrafımı görürsen
Yağışlı bir günde mevsimin adı gelmekse gelirmisin...
Gözlerinde benden kalan bir damla yaş değil de umut görürsen
Eksildiğimiz aşk oyunun tek tamamlayıcısı olacaksan gelirmisin...

01.01.2009 (zeytinime)
manasıyok

26/10/2008

gelirsen


Baharın son günlerinde güneşin doğuşuna gelirmisin benimle ?
Uzaklara da değil yanı başıma.
Sabahın köründe acı acına soğuk serinlere.
Ekmek koşuşturmasında makyajsızca yenilen bir simide.
Bir bardak çayın tadındaki doyumsuz ikrama gelirmisin ?
Nemrutun eşsizliğine de değil
Belki birkaç semt öteye.
Unuttuğun ellerime gelirmisin ?
Kelepçelerini çözüpte sol yanıma,
Unutmadıysan aynı patikadan yanıma,
Vurup kırıp hesap sormaya gelirmisin ?
Eğer olur da gelirsen gecenin üçünde doğar güneşim.
Eğer olurda gelirsen kırarım kalemimi akar renklerim.
Uzaklara değil bir kaç semt öteye ellerime
Gelirsen...
Baharım olursun Şubatın ayazında.
Gelirsen...
İlacım olursun ömrümün son zamanında.
Gelirsen…
Karanlığı tutar yırtarım.
Gözlerimin çapağından sana doğarım...
.
16.10.2008 manasıyok

4/9/2008

melan

Şehri susturup sadece kendime söz hakkı verdiğim bir cumartesi akşamında
Ter kokan kalabalıkta temiz bir yalnızlık buluyorum
Seni düşünmekten kendimi alıkoyamıyor arkama yaslanıyorum
Amele tahtalarının paslanmış çivileri batıyor canıma
Aşkımızın en körüklü anında kulağıma düşen iğneli sözlerine benziyor
Huzur bozan sokak lambasının loşunda dönen deli asalakların sesine karışıyor zırıltılarım
Umutla dirsek temasına girdiğimde
Umutsuzluğa kapılıyor karanlığa pusuyorum
Sana dair dileklerle sağıma soluma astığım çaputlardan medet ummuyorum artık
Her gece burada sana yazmaya oturuyor
Rüzgâr almayan köşemde bitiremeden sızıyorum
Sabahında aynı buruklukla uyanıyorum
Melanla zamanla geçecek gibi değil sensizlik
Sayfalarım temiz ama kanımda aynı sarhoşluk
Zamanın ötesinde bir yerlerde hayalini kurduğum oyunlarımı oynuyor
Zamansız ap ani gerçekliğimin tam ortasında seni kaybediyorum
30.08.2008 manasıyok

4/9/2008

bilinmez bir günah

Bir gülüşüne zamanlanmış hayatımda

Bir kez olsun elimi tut derken

Aslında hiç olmadığını

Başıboş işsiz aynalara bakıp kaybolduğumu gördüm

Kafamı kaldırıp kaşlarının güzelliğinden teninde kaybolmayı

Gitme bana nefes kadar lazımsın derken

Üşüdüğüm her ayazın duvarında omzuna dokunmuş güneşten öpmeyi

Uzun bir gurbet akşamı derken

Gelipte bulamamayı gördüm

Nasırlı ellerime kelepçe bilezik olsun sana dokunayım derken

Pamuk teninin perdesini gördüm

Anlat bana sevgini saklanmaz yardan

Kaç cihan sığar nazlı gönlüne derken

Mühürlü dilinde şuh bir sessizlik gördüm

Bir rüya bir rüya derken

Düşlerimde kaybolmayı gördüm

Ölüm iki yudum şarapla gelecek dediler

İçtim ıslandım

Sustum, bilinmez bir günahın ıslaklığında seni sevmeyi gördüm...

29.08.2008 manasıyok

20/7/2008

çiçek işlemeli küçük kız mendili

Bir gün başladı aynısından

Perşembemiydi neydi

Tabağımda tedirgin bir çorba

İki dilim ekmek geçmek bilmiyor boğazımdan

Temmuzun tam ortasında soğuk bir gurbet şehrinin leş gibi ilaç kokan hastane koridorlarında topuklarım yankılanıyor

Haydi, artık çok zaman oldu

Kalk o yataktan, gidelim buradan el ele babam

Çok zayıflamışsın babam

Bakmıyorlar mı sana

Ya ilaçların

Onları alıyor musun?

Sus, ne olur konuşma şu suyu içireyim

Hatırlar mısın sen her sabah işe giderken

Koşardım arkandan, gitme diye uzun uzun ağlardım

Ki o zaman dört bilemedin beş yaşındaydım

Şimdi koskoca kız oldum babam

Bu zamana kadar çok gittin

Bu defa gidemezsin babam

Beyaz önlüklülerin kararmış yorumlarına inat kalmalısın

Küçükken ne güzelde oynardık seninle

Koşardın ardımdan parklarda kızım düşmesin diye

Oysa şımarıktım ben

Sen yine de kızamazdın miniğine

Öyle ya okşardın pamuk ellerinle uzun uzun pembe tokalı saçlarımı

Şimdi seni böyle yatarken görünce

Neyse…

Gözlerimize hapsedilmiş razı bakışları

O küçük pencerelerdeki umudun ışığına değişemedim

Bu sefer düştüm artık babam

Acıdı dizlerim, kanadılar

Sakladım yüzümü ıssız bir duvarın sırdaşlığında ağlamak için

Kara bir güneşle aydınlanmak için

Yakışsa da gözlerime ağlamak

Yutkundum, görülmesin gözyaşlarım diye döndüm arkamı

Sanırım perşembeydi babam

Benden sana çiçek işlemeli küçük kız mendilleri

Senin dilinde veda cümleleri

Haydi babam çok zaman oldu kalk o yataktan

Yine gidelim oyun parklarına el ele…

18.07.2008 manasıyok